GÜVENLİ/LE BAĞLANMA

Güvenli bağlanma pek çok annenin doğum sonrası belki de zihnini en çok meşgul eden sorulardan biridir. Bebeğin anne ile kuracağı bağın niteliği yeni annelerin ‘annelik meşguliyetlerinden’ biri haline gelir. Bağlanma en genel tanımıyla bebeğin doğuştan itibaren bakım vereniyle onunla ilgilenen ona bakan besleyen kişiyle kurduğu yakın ilişki olarak tanımlanabilir. Her insan yavrusu doğduğunda bakım veren biri tarafından korunup kollanmaya muhtaçtır. Bağlanma işte tam bu noktada bebeğin kendisine bakım veren bu kişi ile yaşamını garantilemesi anlamına gelmektedir. Bu ilişkinin niteliği bebeği hayatta tutacak, hayattaki duruşunu ve aynı zamanda hayata karşı duruşunu belirleyecektir.

Bağlanma kuramına göre, kişinin erken çocukluk döneminde ilgi ve bakımını üstlenen kişiyle kurduğu ilişkinin niteliği, yaşamın daha sonraki dönemlerinde onun duygu, düşünce, davranışlarında ve kurulacak olan ilişkilerde belirleyicidir. (Bowlby, 2012). Yani yaşamın erken döneminde kurulan bu ilişkiler daha sonra kurulacak olan ilişkileri bir yönüyle temellendirir.

 

Peki nedir Güvenli Bağlanma?

Güvenli bağlanmayı tanımlamak için önce güven ve bağlanma kelimelerinin nasıl bir araya geldiğini incelemek gerekir. TDK nın tanımlamalarına göre güven, korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma halidir. Bağlanma ise; sevmek, içten bağlı olmaktır. Tüm bu tanımlamalar bize güvenli bağlanmanın tanımını verir; korku ve çekinme olmadan kendini tamamen bırakabilme, sevme hali.

Bir bebek için ise bağlanma; bakım verenle yakın bir ilişkinin varlığı sonucu hayatta kalabilmektir. Yani öncelikli ihtiyaç bir bağ, ilişki ya da iletişim kurma halidir. Bu bağın, ilişkinin ve/veya iletişimin niteliği ise bağlanmanın “güvenle” kurulup kurulmadığını bize gösterir.

Bowlby (1982), bağlanmayı, “bir kişinin korktuğunda, yorulduğunda veya hasta olduğunda bir figürle ilişki kurmak ya da yakınlık sağlamak için duyduğu güçlü bir istek” olarak tanımlamıştır. Bebekler de bağ kurabilmek için; ağlarlar, gülerler ve ses çıkartırlar. Bu tür davranışlar aracılıyla bakım verenlerinin dikkatini çekip karşılık vermelerini garantilerler. Çünkü tüm dikkatini bebeğe yatıran bir bakım veren bir süre sonra bebek neden ağlıyor, neye gülüyor, ne için ses çıkarıyor anlamaya ve gün geçtikçe daha iyi bilen bir bakım veren olmaya başlar. Bu karşılıklı iletişim (bakım verenle bebeğin uyumlanması) bu ikiliyi birbirine daha fazla yakınlaştırır.

 

Neden bu bağa ihtiyacımız var?

Bağlanma Kuramı; insan canlılarının sosyal varlıklar olduklarını, diğer insanları yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayacak araçlar olarak algılamadıklarını kabul eder. İnsanları temel ihtiyaçların karşılanması için bağlanmanın yanında sevgi ve değer görmek için de birbirlerine bağlanmaya ihtiyaç duyduklarını vurgular. Bu ihtiyaç bebeğe yeni doğan döneminde sunulan “Güvendesin, hayatta kalacaksın. Sana iyi bakıyoruz, bakacağız rahat olabilirsin.” mesajının yetişkinlik boyunca sunulması anlamına gelir. Mesaj “Senin için buradayım, seni duyuyorum, seni anlıyorum ve sana değer veriyorum.” Şeklindedir.

Bağlanma tanımı bireyin, “başka bir kişiden yakınlık bekleme eğilimi ve bu kişi yanında olduğunda bireyin kendisini güvende hissetmesi” olarak belirlenir. Ancak bağlanmanın niteliği hem kişiden kişiye hem de o kişinin etrafında ilişki kurduğu kişiler arasında değişkenlik gösterebilir. Bir bağlanmanın niteliğini incelemek için bağlanan o iki kişi arasındaki “özel” ilişkiyi incelemek gerekecektir. Bu ikili arasındaki özel ilişkinin (bağın/bağlanmanın) biçimlenmesi sayısız tekrar eden süreçler sonucu oluşur. Örneğin anne bebek ilişkisindeki güvenli bir mesajın her iki taraf için de sağlanabilmesi için annenin bebeğin ihtiyaçlarına yeterince ve zamanında cevap vermesinin sayısız tekrarı gerekir.

 

Bağlanmanın Niteliği

Bağlanma stilinin niteliği kişiler arasındaki ilişkide şekillenir ve dinamiktir. Bu sebeple kişilerin yaşam boyu sahip olacakları bağlanmanın niteliği sadece bakım verenleri ile kurulan ilişkide inşa edilmez. Kişinin hayatındaki diğer kişilerle olan ilişkilerden de beslenir. Örneğin bir annenin bağlanması kendi annesiyle farklı olabilirken, eşiyle bambaşka bir nitelikte olabilir. Bebek açısından ise bağlanmayı biçimlendiren pek çok faktör vardır; bebeğin anne ile kurduğu ilişki, annenin kendisi ile kurduğu ilişki, annenin dünya ile kurduğu ilişki gibi.

 

Bağlanmanın Çeşitliliği

Güvenli bağlanan kişiler; ilişkilerde rahatlardır. Karşılarındaki kişiye güvenerek bir ilişkiye başlarlar ve sevilebilir olduklarını düşünürler. Şefkati verme de ve şefkat alma da onlar için bir sorun oluşturmaz.

Kaygılı bağlanan kişiler; değersizlik hissini çok yağın yaşarlar.  Sevilebilir olduklarına çoğu zaman inanmazlar. Ayrılığa ve terk edilmeye çok duyardırlar. Kaygılı ve korkulu oldukları için şefkati alabilme de, şefkati verebilme de zordur.

Kaçınmacı bağlanan kişiler; kendilerine yüksek değer verirken karşılarındaki kişiye değer vermeyi bırakırlar. Yakın ilişkiye ihtiyaçları olduğu halde bunu reddeden bir tavır sergilerler. Karşının ihtiyacını okuyamadıkları için şefkati almayı ya da vermeyi sağlaman bu kişiler için güçtür.

 

Ancak bağlanma her ikili çifti için yukarıda yazılanlar gibi keskin ve belirgin niteliklere sahip olmayabilir. Çünkü bağlanma ömür boyu devam eden ve sürekli değişime açık bir süreçtir. İki kişi arasındaki bağlanma biçimi tam da bu sebeple tamir edilebilir. Bir birey sahip olduğu bağlanma tarzını ise değişebilir.

 

 

Bowlby, J. (2012). Attachment and loss. Istanbul: Pinhan Pub.

Levine, A.; Heller, R. (2018). Bağlanma: Aganta Yayın.